KÖY-KOOP ANKARA MERKEZ BİRLİĞİNİN KURULUŞU

Tarımsal alanda demokratik kooperatiflerin en önemli ve en yaygın örneği köy kalkınma kooperatifleri olmuştur. 1163 sayılı kooperatifler yasasına göre kurulan ve üst örgütlenmesini tamamlayan bu kooperatifler çok amaçlı, demokratik kooperatiflerdir. 1965’te sayıları 58 iken, 1971’de 2270’e yükselmiştir. Bu birim kooperatifler, kooperatifçiliğin temelini oluşturan birleşmeyi anlamış ve bu birleşmeyi özüne sindirmiş kooperatifler olduklarını 57 bölge birliği kurarak göstermişlerdir.

Birim kooperatiflerde liderler seslerini duyuramazken birliklerin kurulması ile kooperatif liderleri ülke çapında seslerini duyurmayı başarmışlardır.

İl birlikleri oluşturma yolunda büyük özveri gösteren bu kooperatif liderlerinin her biri insanüstü çaba göstererek tabanın gücünü aracıya, tefeciye duyurmuşlardır. Yöneticiler; 

İzmir’de Mahmut Türkmenoğlu,

Samsun’da Ahmet Altun,

Kırklareli’nde Erdoğan Kantürer,

Adana’da Nedim Tarhan,

Afyon’da Tuncer Ergüler,

Yozgat’ta Mehmet Hadi İlbaş,

İçel Taşucu’nda Aslan Eyice,

Manisa’da Hasan Sezgin

Konya’da Sinan Avşaroğlu,

Tokat’ta Selahattin Gök 

Rahmi Turan, Ahmet Altun, Hadi İlbaş, Mahmut Türkmenoğlu

Üst Örgütlenmenin ilk adımları bu il birliklerinin kurulmasıyla başlamıştır. Türkiye çapında üne kavuşmuş birliklerden dokuzu bir araya gelerek 1971 yılında Ankara’da KÖY-KOOP Merkez Birliğini kurmuştur. Bu Merkez Birliği ülkemizde uluslararası normlara uygun olarak kurulan bir üst örgüttür. KÖY-KOOP ülkemizin tarım kesiminin refaha ulaşmasının demokratik kooperatiflerde olduğunu göstermiştir.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı bir ülkede ekonomik ve sosyal sorunların çözülebilmesi için tarımın üzerine düşen görevi yerine getirebilmesi gerekmektedir. Bunun için de tarım kooperatiflerinin uluslararası ilkelere uygun merkezi örgütlenmelerini gerçekleştirebilmeleri ve bu ilkelere sahip demokratik kooperatiflerin tarımda gelişerek etkin çalışabilmeleri sağlanmalıdır.

Tarım sektöründe üretim yapan birimlerin küçük ölçekli aile işletmeleri olması, bunların pazara girerken ya da girdi temin ederken büyük firmalara ulaşmasını zorlaştırır. Tarım sektörünün, sanayi ve ticaret sektörü ile uyum içinde çalışabilmesi bu çalışmalardan tüm sektörlerin aynı oranda faydalanabilmesi üreticilerin Merkez Birliği düzeyinde üst örgütlenmesi ile sağlanabilir.

1971 yılında kurulan KÖY-KOOP Merkez Birliği’nin amacı, ana sözleşmesinde şu şekilde özetlenmiştir.

-Ortak köy kalkınma ve diğer tarımsal amaçlı kooperatifler birlikleri ile birlik ortağı birim kooperatiflerin müşterek menfaatlerini korumak,

-Kooperatiflerin dış ülkelerde olan ilişkilerini düzenlemek,

-Kooperatifçiliği geliştirmek ve eğitim yapmak,

-Ortak birliklerin ve birlik ortağı birim kooperatiflerin her türlü faaliyetlerini ve hesaplarını denetlemek ya da denetlettirmek,

-Ortak birliklerin ve birlik ortağı birim kooperatiflerin yararına olan kuruluşlara katılmak,

-Bankalar, resmi ve özel kuruluşlarla temasa geçerek ortak birliklerin ve birlik ortağı birim kooperatiflerin finansman ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmak.

1971 yılında 9 kooperatif birliğinin oluşturduğu Köy Kalkınma Kooperatifleri Merkez Birliği KÖY-KOOP, küçük ve orta ölçekli köylüyü çatısı altında toplayan, varlığını her zaman hissettiren, etkinliğini giderek arttıran, sözünü geçiren, önerisini benimseten, adını uluslararası dünyada duyuran ekonomik, demokratik bir kitle örgütü konumuna gelmiştir. KÖY-KOOP Merkez Birliği’ne ülkenin dört bir yanından, 57 bölge birliği ortak olmuştur. Köylüler çoğu kez kendi etkinliğini kurdukları kooperatifler sayesinde başlatmışlardır. Parasal olanakların el verdiği ölçüde sütçülük, hayvancılık, meyve suyu, konserve, zeytinyağı, seracılık gibi konular başlıca uğraş alanları olmuştur.

Merkez Birliği nasıl birlikler tarafından kurulmuşsa, birlik de genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından yönetilmiştir.1974 yılı genel kurulu yepyeni bir ekibi yönetime getirmiştir. Ahmet Altun, M. Hadi İlbaş, Aslan Eyice, Mustafa Başer, Nedim Tarhan, Tuncer Ergüler, Cemal Temelli, Ethem Beydoğan ve Veli Bektaş. Birlik Genel Müdürlüğü görevini de Gürman Gökten yürütmüştür.

Türkiye de demokratik kooperatifçilik hareketini başlatıp geliştiren işte bu ekiptir. M. Hadi İlbaş bu ekip için “kooperatif misyonerleri” demektedir.

 

Traktör İthalatı

Demokratik halk kooperatifçiliği gücünü ilk olarak 1975 yılında traktör kavgasında göstermiştir. KÖY-KOOP hareketinin bugün hala anlatılan efsaneleşmiş etkinliği Romanya’dan on iki bin beş yüz (12.500) traktör ithal etmesi ve bu traktörleri piyasa fiyatının yarısına yakın bir bedelle çiftçiye ulaştırması olmuştur.

Türkiye Zirai Donatım Kurumu, Universal marka traktörü 1974 yılında Romanya’dan getirmeye başlamıştır. Fakat çok kısa süre sonra bu ithalattan vazgeçmiştir. Traktörler karaborsaya düşmüş ve fiyatı 160.000 TL’nin üstüne çıkmıştır. Köylü traktörü satın almak için kuyruğa girmeye, sıra beklemeye başlamıştır.

KÖY-KOOP yönetimi Romanya’da Türkiye’ye satılmak üzere üretilen bin (1000) tane hazır traktörün olduğunu öğrenince hemen bir proje geliştirmiştir.

“Bu traktörleri ithal etsek, ufak bir parça kar alarak kooperatif ortağımız olan köylülere satsak, aldığımız kar payını KÖY-KOOP’ un gelişmesi ve güçlenmesi için kullansak; yani yine ortaklarımızın yararına farklı faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde kullansak” şeklinde düşünülmüştür. Bu projeyi gerçekleştirmek için Köy-Koop Genel Başkanı Ahmet Altun’ la danışman Şevki Akıncı Konya köylerinde traktörü incelemeye başlamışlardır. Traktörler gerçekten kaliteli, sağlam ve ucuzdur.

İzmir Milletvekili Mahmut Türkmenoğlu Makine Yüksek Mühendisi ve KÖY-KOOP un danışma kurulu üyesidir. Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim ziraat fakültesi öğretim görevlisidir ve KÖY-KOOP un Fahri danışmanıdır. Mahmut Türkmenoğlu ve Ziya Gökalp Mülayim 14 Mayıs 1975 günü Ankara’dan Romanya’ya konuyu yerinde incelemek üzere yola çıkmışlar. Romanya Başbakanı Yardımcısı tarafından karşılanıp, devlet konuğu gibi ağırlanmışlar. Bu durumu Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim şu şekilde açıklamaktadır.

“Mahmut Türkmenoğlu ile Romanya’ya gittik. Traktörü inceledik. Adamlarla konuştuk, biz KÖY-KOOP’ uz bu traktörleri satın alacağız ama paramız yok, ancak halkımız var, adımız var, Türkiye’de gücümüz var, güçlüyüz dedik.”

Yurda 19 Mayıs günü dönen Mahmut Türkmenoğlu ve Ziya G. Mülayim, KÖY-KOOP heyeti olarak Universal marka traktörün Türkiye temsilciliği konusunda ön anlaşma imzalamış olmanın mutluluğunu yaşamışlardır.

KÖY-KOOP yöneticileri hiç vakit kaybetmeden Tarım Bakanlığı’na Romanya’dan traktör getirebilmek için izin başvurusunda bulunmuşlar ve beklemişlerdir. Günler, haftalar değil aylarca beklemişlerdir. 20 Ağustos günü zamanın bakanlık müsteşarı imzasıyla gelen yazı yüreklere su serpmiştir.

“Universal marka traktör ithali yolundaki isteğiniz uygun görülmüş ve belgeler bugünkü tarihle döviz işlemleri için Ticaret Bakanlığı’na intikal ettirilmiştir.”

Böylece sorun büyük ölçüde çözülmüştür. Seksen günlük mücadele olumlu sonuçlanmıştır. Ama bu engellerle dolu mücadele başarı merdiveninin ilk basamağıdır. Başarı son değil yolculuktur.

Şimdi KÖY-KOOP’ un önünde çözülmesi gereken iki sorun vardır:

Birincisi; ithal edilecek olan traktörlerin karaborsaya düşmesinin önüne nasıl geçileceğidir. KÖY-KOOP Ankara Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle illerdeki birlik yöneticileri Ankara’ da bir toplantıda buluşmuşlardır. Yüz elliyi aşkın kooperatifçi karaborsa ile başa çıkabilmenin yollarını tartışmışlardır. Çünkü, piyasada 150 bin liraya satılan traktörü 80 bin liraya satmayı planlamaktadırlar.

Bu fiyat farkı ülkemizde üreticinin cebindeki paranın nasıl haksız bir şekilde aracının cebine aktarıldığının göstergesi, aracı karının boyutunun nasıl yüksek olduğunun ispatıdır. Tarımdaki sömürünün ölçüsüdür.

İkinci sorun ise; Ticaret Bakanlığı’dır. Ticaret Bakanlığına evrakların teslim edildiği ilk gün her şey yolunda görünmektedir. Ancak işlemlerin yukarıdan bir yerden gelen uyarıyla durdurulması mücadelenin evrak bürokrasisi üzerinde değil, siyaset üzerinde devam edeceğini anlatmaktadır. O günden sonra KÖY-KOOP yöneticilerinin Ticaret Bakanlığında yetkili biriyle yüz yüze konuşabilme mücadelesi başlamıştır. Birkaç günlük uğraşıyla ancak Genel Müdür Baş Yardımcısına ulaşılmıştır. Fakat hiç beklenilmeyen ve normal olmayan bir olayla karşılaşılmıştır. KÖY-KOOP dosyası bakanlık müsteşarındadır. Üstelik müsteşarla görüşebilmek imkansızdır. Herkesle görüşen müsteşar, çoğu milletvekili olduğu halde KÖY-KOOP temsilcileriyle görüşmemektedir. Yirmi günlük uğraşı sonucunda hiçbir netice alınamamıştır.

Halka dayanan demokratik kuruluşun mücadelesinin halk tarafından yapılması gereği düşünülmüştür. Ortakların birlik olup seslerini siyasilere duyurulması için KÖY-KOOP Yönetimi faaliyete geçmiş tüm kooperatif ortaklarına birer telgraf göndermiştir.

“Gelin hakkınıza sahip çıkın. Ticaret Bakanlığı izin vermiyor.” Şeklinde. Telgrafı alan ortaklar haklı davalarını kazanmak için bir araya gelip, güçlü olabileceklerini göstermişlerdir. Ticaret Bakanlığının önünde Türkiye’nin dört biryanından gelen on binden fazla kooperatif ortağı toplanmıştır. Ankara’ da o güne kadar görülmeyen toplumu sarsan bir olay yaşanmıştır.

KÖY-KOOP Genel Başkanı Ahmet Altun ile muharras üye Ethem Beydoğan bakanlık müsteşarı ile görüşmek üzere için gitmiştir. Sekreter müsteşar beyin meşgul olduğunu belirterek sonrası için randevu da vermemiştir.

Hiç vakit kaybetmeden, hemen o gün, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e, Başbakan Süleyman Demirel’e, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’a, Tarım Bakanı Korkut Özal’a, Ana muhalefet Partisi lideri Bülent Ecevit’e, Ticaret Bakanı Halil Başol’a ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Agah Oktar Güner’e birer mektup gönderdiler.

Ticaret Bakanı Halil Başol, KÖY-KOOP yöneticileriyle görüşmeye böylece mecbur edildi. Görüşme 45 dakika sürdü. Romanya’dan traktör getirme izni kavgayla, tehtidle ve baskıyla zorla alınmıştır. Köylü el birliğiyle nasıl aracıyı ortadan kaldırabileceğini görmüş ve göstermiştir.

İlk aşamada KÖY-KOOP bin tane traktör ithal etmiştir. Serbest piyasada traktörün fiyatı 160.000 TL, traktörün resmi fiyatı ise 130.000 TL’dir. (Devletin, Türkiye Zirai Donanım Kurumunun satış fiyatı) KÖY-KOOP ise bir traktörü 91.000 TL ye satmıştır. 91.000 TL’den 5.000 TL kendisine pay almış, ikinci sene de 2000 traktör getirmiştir.

Traktör dış alım konusunda KÖY-KOOP başarılı bir sınav vermiştir. KÖY-KOOP Merkez Birliği geniş çaplı ulusal anlamda örgütlenmenin en önemli öncülerinden biri olmuştur. Çiftçiler aracıların ortadan kalkmasıyla ne kadar ucuza traktör satın alınabileceğini görmüştür.

KÖY-KOOP aracısız olarak 10000 traktörün dağıtımını gerçekleştirmiştir. 1979 yılında da ortaklarına 800 traktör dağıtmış olup, yıl sonuna kadar 560 traktörün daha dağıtımı tamamlanmıştır. Bu durumu Nedim Tarhan şöyle ifade etmektedir;

“Traktör dış alımı zorunludur. 1979 yılı icra programı da bu yönde önlemler öngörmektedir. Bu noktadan hareketle sadece toplu üretim projeleri ve toplu makine kullanımında yararlanmak koşuluyla 5000 adet traktör dış alımı için başvurduk. 15.05.1979 günü yaptığımız başvuruya olumlu yanıt verilmesini bekliyoruz. Kaldı ki traktör dış alımı ile bağlantılı olarak Romanya’ ya 575.000 dolarlık şarap satacağız. Diğer tarım ürünleriyle de ilgili görüşmelerimiz devam etmektedir.”

Tabandan gelen, çok amaçlı olarak faaliyet gösteren, köy kalkınma kooperatiflerinin, ortağı olan köylünün gelirini arttırabilmesi, refah düzeyini yükseltebilmesi ve taleplerine yeterli cevap verebilmesi, sosyal ve ekonomik fonksiyonunu tam olarak yerine getirebilmesi için ilk önce finansman sorununu çözmesi gerekmektedir.

Bu nedenle ithal edilen her traktörden 5000 TL KÖY-KOOP payı alınmıştır. Bu paylar başlatılan KÖY-KOOP hareketinin mayasını oluşturmuştur.  İlk olarak hareketin projelerinin planlandığı bir merkez binası satın alınmıştır. Ankara Maltepe’de 12 katlı olan bu bina kooperatifçi kitlenin merkezi olmuştur.  

Üretici birleşerek tarihte ilk defa demokratik bir örgütte bir araya gelerek varlığını göstermiştir. Bu örgüte ve dolayısıyla kendine saygınlık kazandırmıştır. KÖY-KOOP’ un traktör konusundaki başarısı burada bitmemiştir. KÖY-KOOP HAREKETİ her geçen gün daha geniş alanlara yayılma yoluna girmiştir. Romanya Milli Kooperatifler Birliği Başkanı Constantin Daskalescou, yanında Romanya Dış İlişkiler Sekreter Yardımcısı Vasile Sandru olduğu halde 1976 yılının son aylarında Ankara’da KÖY-KOOP’u ziyaret etmiştir. Sonra, KÖY-KOOP Genel Başkanı Ahmet Altun’ la, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hadi İlbaş ve diğer ilgililerle İzmir’de Bademler Kooperatifinin tesislerini gezmişlerdir. 1977 yılında KÖY-KOOP Universal traktörlerinin ülkemizde üretimi için Romanya ile bir anlaşma da imzalamıştır

Türk köylüsü tarihte ilk kez kendi örgütünü kurmanın ve örgütünün kendisine kişilik kazandıracak kadar gelişmiş olmasının gururunu yaşamıştır. KÖY-KOOP, başarısının ve saygınlığının zirvesindedir. “Bir avuç insan üretici köylüyle el ele tutuşarak yokluğu inançla yoğurup güç haline çevirmenin örneğini vermişlerdir.”  Türkiye’de hiçbir örgüt bu kadar kısa sürede böylesi bir büyüme gösterememiştir. Bu durum yabancı ülkeler kooperatifçileri tarafından da ilgi ve övgüyle karşılanmıştır. Dünya’ da 375 milyon insanın ortağı bulunduğu Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) KÖY-KOOP u en dinamik üye olarak tanımlamıştır. Uluslararası Kooperatifler Birliği “Kooperatiften kooperatife alışveriş” sloganı ile bir uygulama başlatmak üzeredir. Fransız ve Bulgar Kooperatifleri birlikleriyle, KÖY-KOOP arasında oluşturulan bir projeye göre, Türkiye’nin tarımsal kaynaklarının geliştirilmesinde, bu birlikler proje bazında teknik ve para katkısında bulunacaklar, ayrıca, ürünlerin pazarlanmasında yardımcı olacaklardır.  

Kooperatifçilik Bankası Kurma Girişimi

 Ülkemizde kooperatiflerin genellikle kamu bankaları tarafından kredilendirilmesi, kooperatifçiliğin devlet vesayeti altına girmesine neden olmuştur. Ama kooperatiflerin sahipleri devlet değil, üreticidir. Bunun önüne geçilebilmesi kooperatiflerin kendi finansman kaynaklarını oluşturabilmeleri ile mümkündür. Finansman sorunu yaşayan kooperatifler ekonomik ve sosyal işlevlerini tam olarak yerine getiremezler.  Bu gerçeğin farkında olan İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya, Hollanda, Fransa, İsviçre, İtalya, Hindistan, Kıbrıs ve Nijerya gibi birçok ülke kooperatifler bankasını yıllar önce kurmuştur. Hatta İsviçre’de Uluslararası Kooperatifler Bankası bile kurulmuştur.       

Ülkemizde 1974 yılında kooperatif sektörün kredi ihtiyacını gidermek üzere bir kooperatifler bankası kurulmasına Ecevit Hükümetince gerek görülmüştür. 

Kooperatiflere kredi veren Ziraat Bankası, Halk Bankası gibi bankalar varken kooperatifler bankasına gerek yok gibi düşünülebilir. Kooperatifler Bankasının özelliği sadece kooperatiflere kredi vermesi değildir. Bankanın hem finansmanına hem de yönetimine kooperatif ve üst örgütlerinin hâkim olmasıdır. Bu özellikler kooperatiflerin finansman denetimi açısından çok önemlidir. Çünkü bu bir öz denetimdir. Ülkemizin de ihtiyacı olan; finansman ve yönetimine kooperatiflerin hâkim olacağı gerçek bir kooperatifler bankasıdır.

Ayrıca; küçük çiftçiyi desteklemek için kurulan Ziraat Bankası, Esnaf ve Sanatkârların kredi gereksinimini karşılamak için kurulan Halk Bankası, konut kredisi için kurulan Emlak Kredi Bankası, siyasilerin bunları yanlış yöne sürükleyerek onların bu işlevlerini yitirmelerine neden oldukları ve bu yüzden de tasfiye süreçlerine sokuldukları görünen bir gerçektir. 

Ecevit hükümetinin kooperatifler bankasının kuruluş yasası meclisten geçirilemeyince tasarı rafa kaldırılmıştır. 

Kooperatifler bankasının kurulmasının şart olduğuna inanan KÖY-KOOP sorunun çözümünü üstlenmiştir. 

Ege Bölgesinde 1905 yılında kurulmuş olan Bağcılar Bankasının KÖY-KOOP tarafından satın alınarak bir kooperatifler bankasına dönüştürülmesi projesi geliştirilmiştir. 

“Bankanın kooperatifler bankası haline dönüşmesi için Hollanda’da kooperatiflerin, kooperatifler bankasının, üniversitenin, araştırma ve destek kuruluşlarının katkısı ile bir fon oluşturulmuştur. Bu fon Bağcılar Bankası’nın hem bankacılık hizmetlerini yürütecek, hem de kooperatifçiliğe destek verecek bir kredi kuruluşu olarak düzenlenmesi için çalışmalara başlamıştır. Böylece demokratik kooperatifçilik ülkemizde özel sektörün karşısında bir tehlike olmaya başladığını kanıtlamış oluyordu”  

KÖY-KOOP yöneticileri ve özellikle de Mahmut Türkmenoğlu kararlılıkla köy köy dolaşarak banka hisse senetlerinin yarısından fazlasını toplamayı başarmıştır.

İbaresi konularak bankaya gönderilmiştir. Ayrıca bankadan KÖY-KOOP un kesin sermaye payını belirten bir yazı istenmiştir.  

Bu süreç içinde bankadaki incelemeleri sonucu aşağıdaki olguları saptamıştır: 

Birinci rüçhan hakkı ile ilgili bankaya ulaşan 42 kadar iştirak taahhütnamesinin ancak 21 tanesi şekil koşuluna uymaktaydı. Bunlardan özellikle İ. Ömer Önal gurubunun taahhütnameleri şekil koşulunun yanında, yasaların emredici kurallarına dahi uyulmaksızın düzenlenmiştir. Ayrıca aynı gurubun, taahhütnameler dışında yasa dışı bazı girişimlerle ve giderek KÖY-KOOP un banka girişimini atıl bırakmayı amaçladıkları gözlenmiştir. 

Banka yönetim kurulunun yukarıdaki durumu çözümleyecek ilkeleri karar altına almadığı, dolayısıyla banka idaresinin bunların geçerliliği hakkındaki tereddüde düştüğü gözlenmiştir. Ancak KÖY-KOOP olarak yasal gerekçeler sıralanarak banka idaresi uyarılmış ve hatalı taahhütnamelerin düzeltilmesi için taahhüt sahiplerine yazı yazılmıştır. Bu durumda banka yönetim kurulunun ilgili yasa uyarınca ve ana sözleşmesi de göz önüne alınarak kökten çözümleyecek kararı alması ve banka idaresinin buna göre işlem yapması yerinde olacağı KÖY-KOOP Merkez Birliğince saptanmıştır. 

Banka idaresinin ikinci rüçhan hakkı taahhütlerinin azaltıldığı ve daha önceki hatalı taahhütnamelerle birlikte yeniden düzenlenmesi gerektiğini içeren yazısına İ. Ömer Önal gurubunun olumlu yanıt vermediği ve yasal olmayan konumlarında ısrar ettikleri öğrenilmiştir.  

Sonuç olarak KÖY-KOOP un banka girişiminde sadece parasal katkısının yaklaşık 15.000.000 TL tutarında ki yatırımı içerdiği göz önüne alınarak bir an önce bankadan etken bir biçimde yararlanılması için çalışılmıştır. 

KÖY-KOOP, 1984 yılında feshedildiğinde Bağcılar Bankası’nın %98 hissesine sahipti. Fakat fesih ile birlikte yöneticileri tutuklanan KÖY-KOOP bankada son yapılan sermaye artırımlarına katılamadı. Ayrıca borçlarını ödeyemediği gerekçesiyle Banka Hisselerine el konuldu. Daha sonra yöneticilerin hepsi serbest bırakıldı ama yapılabilecek bir şey kalmamıştı. KÖY-KOOP un önemli bir birikimi haksız yere kaybedilmişti.   

Kooperatifçiliği gelişen ülkelere bakıldığında kooperatiflerin sağlıklı bir finans düzeniyle desteklendiği gözlenmektedir. Bu sektörün finans kuruluşu, o sektörde oluşan tasarrufları toplayarak, ihtiyaç duyan ekonomik birimlere aktarmada ve ayrıca Merkez Bankası’ndan taze para tedarikinde ve para yaratıcı özellikleri ile son derece önemlidir. Türk tarım sektörü, özellikle kooperatif sektörü, böyle bir finansal yapıyla donatılmadığından, tasarrufları toplamada ve yönlendirmede, taze para akımı sağlamada ve para yaratmada rol oynayamamakta ve sektörler arası rekabette zayıf kalmaktadır. Bu sorunların çözümü ve tarımın kooperatifler aracılığı ile ekonomiye sağlıklı katkılar sunabilmesi bakımından bir Kooperatifler Bankası sisteme derhal dahil edilmelidir (Çıkın 2007). 

Tarım İlaçları Alanına Giriş 

Traktör dış alımı ve dağıtımı, kooperatifler bankasının kurulması çalışmalarının yanı sıra tarımsal mücadele ilacı dış alımı ve ileri aşamada üretimi konusunda da KÖY-KOOP un faaliyetleri olmuştur.

 

1970-1980 yılları arasında ülkemizde tarımsal ilaç gereksinimini karşılayan firmalar hakkındaki bilgi KÖY-KOOP un çıkardığı Genel Merkezden Haberler Dergisinin Ağustos 1979 sayısında 38. sayfada şu şekilde verilmiştir; 

İlaç firmalarının 8’i dış alımcı, 9’u formülatör, 4’ü etkili madde üreticisi, 13’ü temsilci firmalardır. Tarımsal ilaç üretimi ve dış alımının tamamen özel kesimin elinde bulunması aşırı ve haksız kazancın boyutunu ortaya koymaktadır.  

Bu sanayi dalında çalışma yapan belli başlı firmaların toplam sermayeleri 169 milyon lira olup, bunun 109 milyonu (%64,61) yerli, 60 milyonu (%35,39) yabancı sermayedir. Burada formülatör firma olarak çalışan firmaların sermayelerinin %100’ü, etkili madde üreticisi firmanın sermayesinin %98,5’i, temsilci firmaları ise sermayelerinin %37,5’i yabancı sermayedir (Tarhan 1979). 

Tarımsal ilaç üretimi ve dış alımı konularında meydan tamamen özel kesime bırakılmıştır. Formülatör firmaların her biri uluslararası tekelin birer Türkiye temsilcisi gibi çalışmaktadırlar. Bu firmalar bir yandan dış alım yoluyla bağlı bulundukları tekellerin kârlarını yükseltirken, diğer yandan da iç piyasada kurdukları tekelci güçle tarım kesiminde yaratılan artı değerden en büyük payı almaktadırlar. 

Tarımsal ilaçlara tekeller istedikleri fiyatları biçmişler ve hiçbir kurum da buna müdahale etmemiştir. Etkili madde dış alımının çok iyi kontrol edilmesi gerekmekteydi. Tarımsal mücadele ilaçlarının dağıtımında KÖY-KOOP ve bağlı birlikleri görev almalıydılar. O zamana kadar sağladığı tarımsal girdilerini ortaklarına piyasadan çok daha ucuza veren KÖY-KOOP, tarımsal mücadele ilaçlarını da en iyi biçimde dağıtabilecektir. KÖY-KOOP Macaristan ile tarım ilacı dış alımı konusunda görüşmelerini olumlu yönde geliştirmiştir. Dış alım için ilgili bakanlığa başvurulmuştur.  

Traktörde ve tarımsal ilaçlarda olduğu gibi, kimyevi gübre temin ve dağıtımının T.Z.D.K. (Türkiye Zirai Donatım Kurumu) ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ne verilmiş olması nedeniyle, bu konuda dış alım KÖY-KOOP tarafından yapılamamaktadır. Bulgaristan ile ön anlaşmanın yapılmış olmasına rağmen dış alım gerçekleştirilememektedir. İlgili kararnameye bir ekleme yapılarak gübre temin ve dağıtımında KÖY-KOOP a görev verilmesi istenmektedir. Fakat olumlu yanıt alınamamaktadır.  

Öte yandan başka güzel bir gelişme vardır. Bu gelişmeyi Gündem Gazetesi 19 Mayıs 1979 günlü sayısının altıncı sayfasında şöyle duyurmuştur: 

 

KÖY-KOOP devlet kooperatif ilişkilerini her alanda geliştiriyor. Anayasanın 51. Maddesinin (Devlet kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.) öngördüğü doğrultuda devlet-kooperatif ilişkilerine hız vermiştir. Bir yandan Tariş, Petrol Ofis, Petkim’ le eşgüdüm kurarken öte yandan da DSİ Genel Müdürlüğü ile sulama tesislerinin, şebekelerinin kooperatiflere devredilmesine ilişkin çalışmaları sürdürmektedir.” 

Üreticiler için vazgeçilmez bir girdi olan sulama tesislerinin kooperatiflere devredilmesiyle daha planlı, daha ucuz sulama imkanlarının sağlanabileceği haberi sevinçle karşılanmıştır. 

Tesislerin devredilmesine ilişkin DSİ-KÖY-KOOP ortak toplantıları yapılmıştır. Toplantılar sonucunda devir işinin önce bölgesel deneneceği ve oralardan alınan sonuçların tüm kooperatiflerde uygulanacağı, devir işleminin yaygınlaştırılacağı duyurulmuştur.  

 Kooperatifçilik Eğitimi 

Kooperatifçiliğin geliştirilmesi amacıyla kooperatif ilke ve yöntemlerinin kooperatif ortaklarına, seçilmiş ve atanmış yöneticilerine, memurlarına ve bütün halka ve özellikle de gençlere ve toplumun kamuoyu önderlerine öğretilmesi şeklinde ifade edilen kooperatif eğitiminin geliştirilmesi ilkesi, kooperatifçiliğin temel ilkelerinden birisidir. Dünya kooperatifçileri eğitim ilkesinin, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için büyük önem taşıdığını ve diğer kooperatif ilkelerinin tam anlamıyla uygulanmasının ancak bu ilkenin uygulanmasına bağlı olduğunu ileri sürmektedirler. Mayıs 1972’de Roma’da yapılan Dünya Tarımsal Kooperatifçilik kongresinde bu konu üzerinde önemle durulmuştur. Bu gerçeğin farkında olan KÖY-KOOP sadece örgün ve yaygın eğitim kurumlarında değil, bütün toplu iletişim araçlarında da kooperatifçilik eğitiminin verilmesi için çalışmalara başlamıştır.  Filiz Ozankaya ile Levent Ersin’in birlikte hazırladıkları ve Nevzat Şenol’un sunduğu TRT de “Köy Kahvesi” programında kırsal kesimde kooperatifleşme olgusu üzerinde durulmasını desteklemiştir. 

KÖY-KOOP Taban adlı bir kooperatifçilik dergisi çıkarmıştır. Ayrıca, “Genel Merkezden Haberler” adı ile yayınladıkları ve İl birliklerinin abone oldukları dergi ise birlik yöneticilerini son gelişmelerden bilgilendiren önemli bir yayındır.     

 

 

 

Halk Pazarları Ortakların İhtiyaçlarını Karşılıyor 

KÖY-KOOP olarak 54 ildeki birlikler kanalıyla 800 kadar halk pazarı açılmıştır. Ülke düzeyine dağılmış olan halk pazarları gelişmeye başlamıştır. Ancak ne var ki, halk pazarlarına halka sunulmak üzere temel tüketim malları temininde zorluk çekilmiştir. KÖY-KOOP kendi ortaklarının ürünlerini pazarlamaya özen gösterirken, Tarım satış kooperatifleri, KİT’ler ve diğer kamu kuruluşlarının elinde bulunan temel tüketim mallarının dağıtımını da üstlenmesi ve KÖY-KOOP halk pazarlarının desteklenmesi önerilmiştir (Tarhan 1979). 

Köy Kalkınma Kooperatifleri çok amaçlı kooperatifler olduklarından dolayı bünyelerinde tüketim kooperatifi gibi çalışan perakendeci mağazalar açabilmektedirler.  

Bugün hala KÖY-KOOP Kırklareli Birliği “köy pazarları” uygulaması ile bir tüketim kooperatifi gibi de hizmet vermektedir.

KÖY-KOOP Ankara Merkez Birliğinin Tasfiyesi

1980 yılında ordunun yönetime el koymasıyla Siyasi Partiler, Sendikalar, TBMM ve KÖY-KOOP kapatılmıştır. 

24-25 Şubat 1979 tarihlerinde Ankara’da yapılan Genel kurulda KÖY-KOOP Genel Merkez Yönetimine kendilerine “Demokratik KÖY-KOOP grubu” adını veren on üç kişi aday olmuşlardır. Bunlar; Adana’dan Nedim Tarhan, İzmir’den Mahmut Türkmenoğlu, Hatay’dan Ziya Gökalp Mülayim, Tokat’tan Selahattin Kök, Malatya’dan Nurettin Almasulu, Afyon’dan Tuncer Ergüder, Konya’dan Sinan Avşaroğlu, Edirne’den Cevdet Kocaman, Burdur’dan Akif Toyman, Kırşehir’den Bekir Dalgalı ve Kırklareli’den Erdoğan Kantürer’ dir. Bu guruptan on kişi yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ile KÖY-KOOP Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyeleri siyasi nedenlerle tutuklanmış, genel başkan dahil yöneticilerin önemli bir bölümü tutuklu kalmışlar, sonunda hepsi aklanmışlardır. Kendilerine yıldırma ve sindirme politikaları uygulanmış ve başarılı olunduğu sanılmıştır. Ancak bu yapılanlar KÖY-KOOP Merkez birliğinin 1984 yılında fesedilmesine kadar gitmiştir.

Kırklareli KÖY-KOOP birliği Başkanı Erdoğan Kantürer o yıllar ile ilgili şunları anlatmaktadır. “Bizler tutukluyken birliğimiz büyük baskılara uğradı, kamyonlarımız birliğimizden alındı fakat şoförlerin işten çıkarılmasına izin verilmedi, birlik çalışmadığı halde şoförlere ücret ödedi. Birliğin kaynakları tüketildi. Birlik vergi borçlarını ödeyemez duruma düşünce, yönetici arkadaşlar ekonomik çalışmalara son vermek zorunda kaldılar”

KÖY-KOOP Ankara Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim o dönem için KÖY-KOOP hakkında şunları söylemektedir; 

“O zamanın hükümeti milyarlar vererek birçok özel şirketi kurtarma operasyonu yapıyordu. Aynı operasyon, milyonlarca yoksul köylünün en üst kooperatif örgütü olan KÖY-KOOP u kurtarmak için düşünülmedi. O kadar ki, KÖY-KOOP borcunu ödemiyor diye, 12 katlı merkez binasına bir devlet bankasınca derhal el kondu. O zaman KÖY-KOOP un 520 milyon lira borcu, 740 milyon lira alacağı vardı. Esasında borçlu bir kuruluş değildi. Ancak, o zaman yöneticileri tutuklu olduğundan alacaklarını alamıyor ve dolayısı ile borcunu ödeyemiyordu. Aynı zamanda, %98 hissesine sahip olduğu Bağcılar Bankası’na da bir sermaye arttırımı oyunuyla el kondu. Böylece KÖY-KOOP un bütün mal varlıkları bitirildikten sonra, tutuklu olan yöneticiler salıverildi ve tutuksuz yargılanmaya başladılar ve sonra da aklandılar. Çünkü olay esasında yöneticilerin suçlu oldukları için tutuklanmaları değil, KÖY-KOOP Merkez Birliğini ortadan kaldırma operasyonuydu ve nitekim operasyon maalesef başarı ile sonuçlandı. Tabii bütün bu acı operasyon esnasında sadece merkez birliği değil, birçok güçlü birliklere de uzun yıllar el kondu.”   

Tutuklanmayan fakat tanıklığı için savcılığa çağırılan Türkmenoğlu savcıya: “Bu arkadaşların suçu yok, onları değil asıl onları ihbar edenleri tutuklayacaktınız. Bizde üç ay kadar yönetimde bulunduk. Tutuklayacaksanız hepimiz tutuklanmalıydık.” Demiştir. 

Bu tarih ülkemiz tarımında ve tarımsal örgütlenmede gerilemenin de önemli dönüm noktalarından biridir. Bu Türkiye köylüsüne yapılan en büyük darbelerden biridir. 1980 sonrasında ülkemizde kooperatifçilik hareketi geriye gitmiştir.    

 KÖY-KOOP un Feshi ve Sonuçları 

Devlet, Köy İşleri Bakanlığı eliyle mahkemeye başvurmuş ve KÖY-KOOP Merkez Birliğinin kapatılmasını istemiştir. KÖY-KOOP Ankara Merkez Birliği mahkeme kararıyla kayyum eline teslim edilmiştir. Ancak 1961 anayasasında kooperatifçilik özel bir madde ile yer almıştır. Sözü edilen anayasanın 51. Maddesine istinaden devlete kooperatifleri destekleme görevi verilmiştir. (Madde 51.- Devlet kooperatifçiliğin gelişmesinin sağlayacak tedbirler alır). 

 “Köy kalkınma kooperatifleri başlangıçta devletin desteği ile kurulmuş olmalarına rağmen, aslında tabandan gelen istekli köylerde doğduğundan demokratik yönetim yapısına sahip, özerk ve bağımsız kuruluşlardır. Devletin demokratik kooperatifçiliği özendirici politikaları olmadığından özellikle 1980’li yıllardan sonra bu kooperatifler zor günler yaşamışlar, bir kısmı faaliyetlerine son vermek zorunda kalmışlardır”   

M. Hadi İlbaş, Zeynel Kozanoğlu’na yazdığı mektupta tasfiyenin kaybettirdiklerini şöyle anlatmıştır:  

1980 askeri darbesi haksız yere KÖY-KOOP Merkez Birliğini tasfiye etmeseydi, onların başlattıkları kooperatifçilik rüzgarları Türkiye’yi üretkenliğin içinden kalkınmışlık düzeyine doğru götürecekti. Bu günah bizim değildir.” 

Oysa Devlet kooperatif karşıtı politikalar yerine, tüm dünyada olduğu gibi kooperatifleri destekleyici politikalar üretseydi, Köy Kalkınma kooperatifleri köylerin kalkınmasına büyük katkıda bulunur ve köylerden kentlere gittikçe artan göç frenlenirdi.” 

Cevdet Kocaman, Zeynel Kozanoğlu ile konuşmasında tasfiye ile ilgili şunları söylemiştir:  

KÖY-KOOP hareketi o dönemin en büyük demokratik köylü hareketiydi. Bunun 12 Eylül’den sonra bu şekilde ortadan kaldırılması, Türk kooperatifçiliğinde yarı devlete bağlı modellerin ortaya çıkmasına yol açtı ve ortada köylü hareketinin ekonomik ve politik sözcülüğünü yapacak kuruluş kalmadı.” 

Ancak İzmir, Muğla, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Edirne, Karadeniz de de Sinop’taki kooperatifler gibi, üretime dayalı kooperatifler ayakta kalabildi. Bunun dışında kooperatif hareket yok oldu.

KÖY-KOOP Ankara Merkez Birliği’nin kapatılmasıyla birlikte ülke çapında kooperatifçilik hareketinde bir çözülme ve dağılma süreci başlamıştır.12 Eylül sanki kooperatifleri dağıtmak için gelmiştir. Oysa 12 Eylül öncesinde sadece KÖY-KOOP İzmir Birliğine bağlı 122 kooperatifin 28 in de zeytinyağı fabrikası, 9 un da mandıra tesisi vardır. Ayrıca bir kooperatifin mandalina ambalaj tesisi ve soğuk hava deposu, birinin kestane kalibraj ve ambalaj tesisi, birinin kasa ambalaj tesisi, birinin un fabrikası, birinin de yirmi dört bin metrekare genişliğinde seraları ve benzinliği vardır. Ortak kooperatiflerin büyük çoğunluğu da süt toplama, yem ve diğer tüketim malı satma gibi etkinlikler yürütmektedir. 1960’lı yıllarda “Türkiye’nin kalkınması köylerden geçer.” düşüncesiyle yola çıkan Mahmut Türkmenoğlu ve arkadaşları yıllarca devlet kesiminden ve özel kesimden gelen ve anlayışsızlıktan kaynaklanan engellerle boğuşarak yollarına devam etmiştir. Ancak nereye kadar? 

Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim 1995 yılında Zeynel Kozanoğlu ile ilgili konuşmasında 12 Eylül operasyonunun asıl nedenini şöyle anlatmaktadır: 

KÖY-KOOP un suçu demokratik olması, kitlelere sahip çıkması idi. Ülke çapında köylüyü uyandırması idi. Köylünün uyanması istenmiyordu. Halen de istenmiyor.” 

Bugün hayatta kalan 1960-1980 yılları kooperatif öncüleri bu öncü kimliklerini hâlâ sürdürmeye devam etmektedirler. 

Yeni Tip Ana Sözleşme ile Köy Kalkınma Kooperatiflerinden Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerine Geçiş   

Demokratik kooperatiflerin yasal çerçevesi 25.10.1988 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3476 sayılı yasa ile çizilmiştir.1163 sayılı Kooperatifler Yasası’nın bazı maddelerini 1988 tarihli 3476 sayılı yasanın geçici 3’ üncü maddesi değiştirmekteydi. Tek tip ana sözleşme yükümlülüğü getirilmiştir

1 Haziran 1991 günü KÖY-KOOP İZMİR İL BİRLİĞİ tarafından İzmir’ de düzenlenen “KÖY-KOOP Birliğinde Örgütlenme ve Finansman Sorunları” konulu panelde, EÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Çıkın, KÖY-KOOP İzmir Birliği Başkanı Ata Ünver, Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü Kooperatifçilik Ana Bilim Dalı Başkanı Ayhan Tan, Anadolu Üniversitesi İİBF öğretim üyesi Prof. Dr. Rıdvan Karalar ve Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Öğreti Üyesi Doç. Dr. Nurel Ünel katılmışlardır. Hazırladıkları sonuç bildirgesinde şunları yazmışlardır:

3476 sayılı yasa ile intibak işlemine tabi tutulan Köy Kalkınma kooperatiflerinin birçoğu tasfiye edilerek kooperatif sayısı 9754’ den 4889’ a düşmüştür. Yıllar önce büyük umutlar ve heyecanla kurulan bu kooperatiflerin bu kadar büyük oranda tasfiye edilmesinden kimler sorumludur? Bunun cevabını iki başlık altında toplamak mümkündür.

1-Tarımda kooperatifleşmeye yönelik karalama kampanyaları.

2-Tarımın örgütlenmesinde ülke yöneticilerinin ülkemiz gerçeklerine uymayan yanlış politika gerçekleri, kooperatifçiliğin gelişmesi önünde engelleyici bir etki yapmaktadır.

Ana sözleşme değişikliğinde son kararı verme yetkisi Genel Kurulundur. Demokratik yönetim, demokratik kooperatifçiliğin birinci ve en önemli ilkesidir. Bu ilke; tüm ortakların eşit olması, yönetimde eşit söz sahibi olması, genel kurulda eşit oy kullanıp kooperatifine sahip çıkması şeklinde yorumlanmalıdır. Yasaların zorunlu kıldığı değişikliği genel kurulda ortaklar kabul edeceklerdir. Ancak yasaların zorunlu kılmadığı değişikliklerin gerekli olup olmadığına, kooperatif yararına olup olmadığına karar verecek yine genel kuruldur. Yani kooperatif ortaklarıdır. Ne Bakanlık ne de Yönetim Kurulu kooperatif ortaklarına herhangi bir değişikliği dayatamaz, kabul edilmesi için doğrudan ya da dolaylı baskı yapamaz. Bu şekilde yapılan bir dayatma ve baskı önce yasalara ve kooperatifçilik ilkelerine, sonra kooperatifçilik geleneklerine aykırıdır. 

Üreticinin gücünü ortaya koymakta kendini kanıtlamış olan KÖY-KOOP un tamamen ortadan kaldırılmasının imkansız olduğunun farkına varanlar, onun gücünü zayıflatmanın yolunu bulmuşlardır. Çok Amaçlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri KÖY-KOOP, OR-KOOP, HAY-KOOP, ÇAY-KOOP, TUSKOOP gibi birliklere ayrılmıştır. Bu bağlamda birlikte olup seslerini duyuramamaktadırlar. Faaliyet konuları birbirinden ayrılamayan tarım kooperatifleri merkez birlikleri, feshine karar verilmesi istemi ile başka bir merkez birliği hakkında dava açabilecek durumdadırlar. Bu bölme Türk tarımına hiçbir fayda sağlamayacaktır. 

Köy Kalkınma Kooperatiflerinin çok amaçlı olduklarına dikkat edilmeden 3476 sayılı yasa ile ve 1163 sayılı yasada değişiklik yapılmasına gidilmiştir. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı bu değişiklikle muhtemelen kalkınma kooperatiflerini konu bazında uzmanlaşmış Tarım Kredi ve Tarım Satış gibi devletin kontrolündeki tek amaçlı kooperatiflere dönüştürmeye çalışmaktadır. Türkiye’de şirketler için yeniden örgütlenme konusunda bir devlet baskısı hiç yaşanmamıştır. Şirketler gibi ekonomik örgütler olan ve uluslararası kooperatifçilik ilkelerine göre demokratik, özerk ve bağımsız olması gereken köy kalkınma kooperatiflerinin üst örgütlenmesine devlet müdahale etmemelidir.

1999 Yılında KÖY-KOOP Birliğinin Yeniden Kuruluşu

Türkiye’de kooperatifçiliğin gelişebilmesi ve dünya kooperatifçiliğine ayak uydurabilmesi ve kooperatif hareketinin büyük aracı ve tefecilerle rekabet edebilmesi, dış ticarette ve sanayileşmede etkin rol oynayabilmesi ve hatta Avrupa Birliği Kooperatifçiliğine entegre olabilmesi için kooperatifçiliğimizin bağımsız demokratik üst örgütlenmesinin kısa zamanda tamamlanması gerekmektedir. (1990’da Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim)

1989 yılında 8 birlik (İzmir- Sinop, Kastamonu, Gümüşhane, Edirne, Manisa, Muğla ve Çanakkale) bir araya gelerek KÖY-KOOP Merkez Birliğini kurmak için yasa gereği Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığına başvurmuşlardır. Fakat bakanlıktan olumlu yanıt alamamışlardır. Yargı yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sonuçta bir değişiklik olmamıştır.

1996 yılında 7 birlik (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kastamonu, Burdur, Malatya, Kütahya) yeni bir ana sözleşme ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına başvurmuşlar iki yıl beklemeden sonra, tekrar olumsuz yanıt alınca, 1998 yılında Ankara İdare Mahkemesine başvurmuşlardır.

Nihayet 1999 yılında Tarım ve Köy İşleri Bakanının kuruluş iznini imzalaması ile Tarımsal Amaçlı Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatif Birlikleri Merkez Birliği (KÖY-KOOP) kurulmuştur.

F. Hülya Türkmenoğlu

Mahmut Türkmenoğlu Kooperatifcilik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

Yararlanılan kaynaklar;

  1. Mahmut Türkmenoğlu ve Bademler Kooperatifi – Zeynel Kozanoğlu Kitabı
  2. Köy-Koop Hareketinin Türk Kooperatifçiliğinin Gelişimine Olan Etkileri Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Yüksek Lisans Tezi – Yıldız ÜLGEN – 2018
  3. Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim’in tüm kitapları.
  4. Köy-Koop Merkez Birliğini kuruluş dönemini yaşayan kişiler ile bire bir görüşmeler.