Mahmut Türkmenoğlu

Mahmut Türkmenoğlu

“İzmir Üzüm İşletmelerinde hamallık ettiğim günleri hiç unutmam. O yıl babam ölmüştü. Yıl 1949. Beş kuruş paramız yoktu. Bırakın tahsilli, geçinmek için bile parayı zor buluyorduk. O yıl Seydiköy’de elimde fener, geceleri tütün kırarak üç kuruş biriktirmeye çalıştım. Ne var ki, bu da kısa süreli bir işti. Yeniden İzmir’e döndüm. Ve Üzüm işletmelerine hamal olarak girdim. Başımı sokacak bir yerim olmadığı için geceleri kaçak olarak fabrikanın deposundaki çuvalların üzerinde sabahlıyordum. Çok bilirim gece bekçisi tarafından sille tokat sokağa atıldığımı. Göz yaşlarımı içime akıtarak, karanlık sokakların saçak diplerinde sabahladığım geceler az değildi…”

“ÇİLEKEŞ”

Bu sözlerin sahibi Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu idi.  Ecevit kabinesinin belki de en çok “çile” çekmiş bakanı Türkmenoğlu, hayat öyküsünü anlatırken o günleri adeta yeniden yaşıyordu. Bana, “Siz hiç aç kaldınız mı? Ders kitabı almak için ölümü bile göze aldınız mı?” diye sordu. Cevap veremedim. Sözü yine kendisi aldı:

“Bütün uğraşım okumak içindi. Sokak araları, Fuar’daki banklar, ağaç dipleri benim yuvam oldu çok geceler. Ve yine böyle bir gece hastalandım. Zatürre olmuştum. Daha sonra hastalığım kemik veremine dönüştü. 17 ay hastane köşelerinde ecelle, kaderimle pençeleştim. Hastaneden çıktığımda sakat bir gençtim. Köye döndüm. Bademli’de benim gibi sakat bir insan ne iş yapabilirdi ki? Benim elime bakan bir anam ve dört kardeşim vardı. Çalışmam, onlara bakmam gerekiyordu. Önce Şam tatlısı yapıp sattım. Arkasından manavlık ve bakkallık. Bütün yoksulluğumuza rağmen içimdeki okumak ateşi sönmüyordu. Karar verdim ve bakkal dükkanını birine sattım. Bu parayla İzmir’e gelip ders kitapları satın aldım. 6 ay geceli gündüzlü çalışarak dışardan liseyi bitirdim. Böylece 14 ay içinde hem ortaokulu hem de liseyi bitirmiştim. İstanbul Teknik Üniversitesi’ne kaydolduğumda çalışkanlığımdan ötürü Ege Sanayi Odası 150, İzmir Verem Savaş Derneği de 100 liralık karşılıksız birer burs verdiler. Fakat bu para İstanbul gibi bir kentte hem okumam hem de geçinmem için yeterli değildi. İşportacılık yapmaya karar verdim. Mahmutpaşa’da bir tezgâh kurup, ne bulursam satmaya başladım. Böylece aldığım burs ve işportacılıktan kazandığım paralarla 1961 yılında Makina Mühendisi olarak üniversiteyi bitirdim.”

TÜTÜN EMEKÇİSİ

1933 yılında Urla Bademler Köyünde dünyaya gelen Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu, 5 kardeşin tek erkek olanı. “Hayatım tütün kırmak, dizmek, deste çekmek, palamut toplamakla geçti”  diyor Türkmenoğlu ve ilave ediyor:

“Fakirdik. Her yıl bir tarlaya göçer orada tütün kırardık. Bizim oralarda takvim kullanılmaz. Köyün yanına göçtüğüzümde yıl 1940, Canbazın damının yanına göçtüğümüzde 1941, Payamlı Yaşıl’ın kuyusunun yanına ise 1944’de göçmüştük. İşte bizim takvimimiz böyleydi. Uzun sözün kısası, tütün emekçisinin çilesini çok iyi bilirim. Bu nedenle Gümrük-Tekel Bakanı olarak tütün üreticisinin hakkını koruyup emeğinin karşılığını alması için bütün gücümle çalışacağımdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

Filiz Türkmenoğlu’nun tek endişesi bundan böyle bakan olan eşini daha az göreceği. 2 yaşındaki Hülya ve 7 yaşındaki Kutsal da anneleri gibi düşünüyor. Ve belki de yakında doğacak bebek de aynı şikâyeti paylaşacak. Filiz Türkmenoğlu, “Eşimle tanıştığımızda üniversite son sınıfta öğrenciydi” diyor. Evliliğimizin ilk yılı okumakla başladı, hala devam ediyor.

Yorum ekle

Your email address will not be published.